Elif Şafak – AŞK


Uzun zamandır herkeslerin dilinde olan bu kitabı “Aşk – Elif Şafak” tedarik etmek için bir alışveriş merkezine doğru yol aldım. Güzel bir gezintiden sonra üst katlarda bulunan kitapçı dükkânına girdim. Şöyle enine boyuna bir kolaçan ettim rafları, pembe kapağıyla bana
-“Buradayım”
der gibiydi adeta. Bana ait şeylerle böyle içsel dostluk kurar onlara lisanımızı öğretir, sohbet ederim. Oysa henüz daha onu almadan, üstüne üstlük hem de benim dilimde
-“Buradayım”
diyordu. Hemen elime alıp gülümsedim, dokunup sevdim ve kasaya yöneldim.
- “Poşet verelim!”
dediler. Yok ama ben onu elimde taşımak istiyordum.
- “Gerek yok…”
Dedim, nazik bir halle ödemeyi yapıp çıktım. Sanki bir çocuğa koskocaman bir şeker alınmış gibi bir sevinç vardı içimde. Mesnevi kitapları, Tasavvuf kitapları okumuştum daha öncesinde ama bir şey bana
- “Bak bu farklı”
der gibiydi.Hızla eve varıp kitabı alıp yatağa zıpladım ilk sayfayı okudum ve bir an durakladım. Daha önce okuduğum bir içerik vardı sanki… Oysa bu kitabı elime dahi almadığıma emindim. Şöyle bir düşündüm:
- “Acaba internetten, bir yerlerden içeriği gözüme mi ilişmişti?”
Sayfalarda ilerledikçe sonraki satırlarda da neler olacağını önceden kestiriyor gibiydim. Oysaki internetten bir şeyler okumuş olsam bile bu kadarına haiz olmam imkansız olurdu. E peki ben bir sonraki satırda neler olacağını nasıl biliyordum? Kitabı kapattım ve kapağına bakarak
- “Beni özümle buluşturmaya mı karar verdin“
dedim. Sonra baş ucuma bıraktım. Saate baktım, epey geç olmuştu uyumam gerekiyordu… Oysa içimden bir ses sürekli
- “Kitabı al ve oku… Durma hadi devam et”
diyordu… Hızla okuyor karakterleri çok yakından tanıyormuş gibi bir hisse kapılıyordum. Kitapta adı Ella olan bir editör asistanı vardı ve Aziz Zahara adındaki yazarın yolladığı kitabı okuyacak, editöre rapor edecekti. Bu bilgiler doğrultusunda yazı yayına girecek ya da değerlendirilecekti. Aziz Zahara’nın yolladığı Aşk Şeriatı kitabında Mevlana Celaleddin Rumi ve Tebrizli Şemsi anlatıyordu. Ah Şems… Âşıkların piri Şems, can Şems, dost Şems…

Aynı kitapta bir Bağdat, bir Semerkand, bir Boston geziniyordum. Farklı karakterlerin dillerinden yazılar dinliyordum. Şems’in kırk kuralı, gönlü geniş ve ruhu gezgin sufi meşreplilerin kırk kuralı, kırk hakikati ve insana aşkın bile bile yanmak olduğunu, aşkın ilahi, insani ya da başka bir şey için değil başlı başına bir dünya oluşundan bahsedişini… Etkilenmemek elde değildi.
- ”Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.”
Diyordu Şems. Birçok fikrim vardı aşkla ilgili ama hep en üzücü olanı, aşkın acı verdiğini düşünürdüm. Bu yönden kitap bakış açımı oldukça değiştirdi. Şems’in ucunda ölüm olduğunu bilerek Konya’ya gelmesi, Ella’nın her şeyi bırakıp Amerika’dan ayrılıp aşk uğruna bilmediği bir memlekete gitmesi üstelik âşık olduğu adamın az ömrü kaldığını bildiği halde yinede her şeyden vazgeçmesi. Etkilenmemek elde değildi.
- “Tasavvuf seni senden alır, seni sana sensiz verir”
Beni benden aldılar… Kitap arşivlik bitirip yeniden aynı heyecanla okunacak kadar başarılı. Bende özü yakalamama sebep oldu, kendimi keşfettim ve aşktan kaçmak yerine aşkı aramaya karar verdim.
Âşıkların şeriatı da Allah’tır, mezhebi de…

Kaynak: http://www.renklidergi.com/kultur-sanat/kitap/Elif-Safak-Ask

, , , , , , ,

  1. Henüz hiç yorum yok.

You must be logged in to post a comment.