<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tunahan.net &#187; Söz Konusu</title>
	<atom:link href="http://www.tunahan.net/category/soz-konusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tunahan.net</link>
	<description>Tunahan H. MADEN Personal Page</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jul 2010 23:48:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Albert Einstein ve 10 Yaşam Kuralı</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2010/06/06/einstein-ve-10-yasam-kurali/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2010/06/06/einstein-ve-10-yasam-kurali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 14:44:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[adamı]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[meraklı]]></category>
		<category><![CDATA[on]]></category>
		<category><![CDATA[tutkulu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[Albert Einstein çoğu insan tarafından dahi olarak görülür. Şu ana kadar yaşamış en etkili bilim insanı olmanın yanında teorik fizikçi, filozof ve yazardı. Bilime birçok katkı sağlamış Einstein’ın başarı sırlarını merak ediyor musunuz? İşte Einstein’dan 10 hayat dersi… ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-155" title="Albert_Einstein_Head" src="http://www.tunahan.net/wp-content/uploads/2010/06/Albert_Einstein_Head-300x300.jpg" alt="Albert_Einstein_Head" width="300" height="300" />Albert Einstein çoğu insan tarafından dahi olarak görülür<span style="display: inline;">. Şu ana kadar yaşamış en etkili bilim insanı olmanın yanında teorik fizikçi, filozof ve yazardı. Bilime birçok katkı sağlamış Einstein’ın başarı sırlarını merak ediyor musunuz? İşte Einstein’dan 10 hayat dersi…</span></p>
<p>1. Merakınızın peşinden gidin<br />
‘Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.’<br />
Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız.</p>
<p>2. Azim paha biçilmezdir<br />
‘Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.’<br />
Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin.</p>
<p>3. Bugüne odaklanın<br />
‘Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.’<br />
İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.</p>
<p>4. Hayal gücü güç verir<br />
‘Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin önizlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.’<br />
Hayal gücünüz geleceğinizi belirler. Einstein şöyle der: ‘Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil’. Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin.’</p>
<p>5. Hata yapın<br />
‘Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.’<br />
Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir. Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.</p>
<p>6. Anı yaşayın<br />
‘Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.’<br />
Geleceği ayarlamanın tek yolu olabilidiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz. Önemli olan tek an şimdidir.</p>
<p>7. Değer yaratın<br />
‘Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın.’<br />
Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler yaratın. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.</p>
<p>8. Farklı sonuçlar beklemeyin<br />
‘Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek.’<br />
Hergün aynı rutinde yaşayarak farklı görünmeyi bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz.</p>
<p>9. Bilgi deneyimden gelir<br />
‘Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.’<br />
Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu deneyimlemelisiniz.</p>
<p>10. Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın<br />
‘Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız. Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz.’</p>
<p>Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek. İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2010/06/06/einstein-ve-10-yasam-kurali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şems-Mevlana Buluşması</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2010/06/06/sems-mevlana-bulusmasi/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2010/06/06/sems-mevlana-bulusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 08:11:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Mevlana Celaleddin, babası Bahaeddin Veled vefat edince, babasının eski şakirdi Seyyid Burhaneddin'e mürit olmuştu. "İşte Tırmızli sırlar bilici Burhaneddin, Mevlana'nın böyle müşkül bir yalnızlığında çıkagelmişti. Çıkagelmiş değil de sanki 'gayb' tarafından Mevlana'yı irşada görevlendirilmişti. Ona tam dokuz yıl mürşidlik etmiş, onu hemen tutuşmaya hazır bir çıra haline getirmiş ve o ahval içinde zuhur eden Tebrizli Şems'e devretmek üzere Konya'dan ayrılıp Kayseri'ye gitmişti." (Kabaklı, a.g.e. sayfa 26)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mevlana Celaleddin, babası Bahaeddin Veled vefat edince, babasının eski şakirdi Seyyid Burhaneddin&#8217;e mürit olmuştu. &#8220;İşte Tırmızli sırlar bilici Burhaneddin, Mevlana&#8217;nın böyle müşkül bir yalnızlığında çıkagelmişti. Çıkagelmiş değil de sanki &#8216;gayb&#8217; tarafından Mevlana&#8217;yı irşada görevlendirilmişti. Ona tam dokuz yıl mürşidlik etmiş, onu hemen tutuşmaya hazır bir çıra haline getirmiş ve o ahval içinde zuhur eden Tebrizli Şems&#8217;e devretmek üzere Konya&#8217;dan ayrılıp Kayseri&#8217;ye gitmişti.&#8221; (Kabaklı, a.g.e. sayfa 26)</p>
<p>Seyyid Burhaneddin Tırmızi&#8217;nin Kayseri&#8217;ye gittikten sonra henüz bir yıl geçmemişken vefat etmesi üzerine, Mevlana Celaleddin beş sene sürecek bir yalnızlık ve bekleyiş devresine girmişti. Ne var ki bu özlem dolu yalnızlık, çok mutlu bir sonla noktalanacak, 1244&#8242;te Şems-i Tebrizi&#8217;nin Konya&#8217;ya gelmesiyle bitmiş olacaktı. (Bkz. Vakkasoğlu, Vehbi, Önce Alkışladılar Sonra Öldürdüler, İstanbul, 2001, s. 101) Fakat Konya&#8217;daki bu ilk buluşmadan daha evvel bir rivayete göre Mevlana 30 yaşında iken, Şam&#8217;da acayip kıyafetli bir adam onun yanına gelerek elini öpmüş ve &#8220;Alemin sarrafı beni tanı&#8221; dedikten sonra birden bire kalabalığın içine karışıp kaybolmuştur. (Bkz. Alkan, Ercan, İki Deniz, Keşkul, Haziran, 2004, sayı 1, s. 22)</p>
<p>Nihayet 1244 Ekimi yani 26 Cemaziyelahir, 642 tarihinde Mevlana, 38 Şems 60 yaşında iken Konya&#8217;daki ilk karşılaşmaları gerçekleşir. Artık beklenen zaman gelmiş ve kaderin önceden örülmüş tuğlaları zahirde de yerli yerine oturmaya başlamıştır. Başka bir ifade ile yanmak üzere hazırlanmış aşk çırası, Şems&#8217;in ateşiyle buluşmuştur. Konya&#8217;daki bu ilk karşılaşmalarında aralarında şöyle bir diyalog geçer:</p>
<p>&#8220;Şems: Hz Muhammed mi büyüktür Bayezid-i Bistami mi?</p>
<p>Mevlana: Elbette Muhammed (a.s.) bütün enbiya ve evliyanın büyüğüdür.</p>
<p>Şems: Peki ama Hz Muhammed: &#8220;Yarabbi seni tenzih ederim. Biz seni gereğince bilemedik. Sana günde yetmiş kere istiğfar ederim&#8221; buyurduğu halde Bayezid: &#8220;Kendimi noksan sıfatlardan arıtırım. Makamım ne kadar yüce ki cübbemin içinde Allah&#8217;tan gayrı varlık yok&#8221; demektedir buna ne buyrulur.</p>
<p>Mevlana: Bu tabiidir. Çünkü Allah&#8217;ın mahbubu Muhammed (a.s.) günde yetmiş makam aşıyor ve ulaştığı her makamda önceki bilgisinden istiğfar ediyor. &#8220;Ey bizim idrakimizden üstün olan Allah biz Seni gereğince bilemedik&#8221; diyordu. Bayezid ise bir makam aştı, bir tecelli ile kendinden geçti. Daha fazlasına eremediği için taştı ve öyle yerli yersiz söylendi.&#8221; (Kabaklı, a.g.e., s. 30,31)</p>
<p>Bu karşılaşmayla Mevlana ve Şems arasındaki dostluğun temelleri atılmış oldu. Mevlana, Şems Konya&#8217;ya geldikten sonra artık dersi ve vaazı bırakmış, onun emriyle semaya koyulmuş, şiir söylemeye başlamıştı. Söylediği şiirler ise, görüntüde din sınırlarını adamakıllı aşmaktaydı. Bu durum karşısında Mevlana&#8217;nın sevenleri kıskançlık gösteriyor, Şems&#8217;in büyü ve telkin ile onu yoldan çıkardığını düşünüyorlardı. Şems&#8217;in sohbetlerinde bulunanlar, bu coşkun erin sözlerine asla tahammül edemiyorlardı. Bütün bunlar Mevlana&#8217;yı yoldan çıkaran, belki de onlarca dinsiz imansız eden Şems&#8217;in aleyhine bir cereyan meydana getirmişti. Fakat Şems-i Tebrizî onların davranışlarına hiç aldırmıyor, art arda pervasızca tok sözlerini sarf etmeye devam ediyordu. Özellikle de Mevlana&#8217;nın eski çevresine karşı kırıcı ve hırçın davranışlar sergiliyordu. Aşk ve cezbe haline giren Mevlana ise, Şems&#8217;i etrafındaki herkese üstün tuttuğunu söylüyor ve onun dostluğunu hiçbir şeye değişemeyeceğini çeşitli ortamlarda defalarca dile getiriyordu. Hatta Şems&#8217;i kötülemek için kendisine gelenlere de gücenmekteydi. (Bkz. Gölpınarlı, a.g.e. s. 13; Kabaklı, a.g.e. s. 42, 43)</p>
<p>Anlaşılan odur ki, Mevlana Şems&#8217;ten sonra hayli değişmiştir fakat bu değişimin bir anda olduğu söylenemez. Sezai Karakoç bu &#8220;değişim&#8221; konusunda şöyle söylemektedir: &#8220;Kimileri sanır ki Mevlana&#8217;da belli bir andan sonra ansızın büyük bir değişiklik olmuş, birden bire olduğundan bambaşka bir Mevlana doğmuştur. Oysa hiç bir değişim ve oluşum birden bire olmaz. Derinlerde görünmeyen planda, yavaş ve uzun bir hazırlanma dönemi olur. Bir deprem gibi. Biz sanırız ki deprem ansızın olur.&#8221; (Karakoç, Sezai, Mevlana, İstanbul, 1999, s. 20)</p>
<p>Mevlana&#8217;daki değişim beraberinde birçok problemleri de getirmişti. Zira Mevlana&#8217;nın etrafında Güneş&#8217;i kıskanan müritleri bulunmaktaydı ve onlar istiyordu ki Güneş sadece kendilerine ışık versin. Oysa Güneş herkesi aydınlatmaya yeterdi. Derken günler geceleri kovalıyor ve Konya&#8217;daki Şems aleyhtarlığı giderek artıyordu. Mevlana&#8217;nın oğlu Sultan Veled, Şems&#8217;e karşı oluşan Konya&#8217;daki nefret tufanını ve olumsuz propaganda cereyanını &#8220;İbtida Name&#8221;de şöyle anlatır: &#8220;Hepsi de kınamaya koyuldu. Gerçekten haberi olmayan ve bir sürüye benzeyen o müritler birbirlerine; neden şeyhimiz, onun gibi birisine kapılsın da bizden yüz çevirsin? Hepimiz kişizadeyiz, ona kuluz, köleyiz, aşığız. Bizce onun Tanrı mazharı olduğunda şüphe yok, ondan birçok keremler gördük. Gördüklerimizi, az kişi görmüştür. Her kulak öyle sözler duyamaz. Doğan kuşu gibi avlandık, ona birçok avlar getirdik. Mevlana, bizim yüzümüzden tanındı. Dostu sevindi, düşmanı kahroldu. Bu böyleyken kim oluyor bu Şemseddin ki şeyhimiz, ona alındı, yüzümüze bile bakmıyor. Artık yüzünü göremez olduk. Büyücü müdür nedir? Sihirle kendisini şeyhe sevdirdi. Ne aslı belli ne nesli&#8230; Nereli olduğunu bile layığıyla bilmiyoruz. Halk vaazdan mahrum oldu, kutlu talihimiz döndü diyorlardı. Bazen Şemseddin&#8217;i gördükçe kılıçlarına el atıyor, yüzüne karşı sövüyorlardı. Hepsi Şemseddin&#8217;in Konya&#8217;dan gitmesini yahut ölmesini bekliyordu.&#8221; (Gölpınarlı, a.g.e., s. 13,14)</p>
<p>Şems, kendisine karşı oluşan nefretin Konya&#8217;da yayılması üzerine 15 Şubat 1246&#8242;da Mevlana&#8217;ya haber vermeden ansızın ortadan kayboldu. Bu sefer de hicran ateşi ile yanıp kavrulan Mevlana, ayrılığın acısıyla inlemeye başlamıştı. Böylece şairliğinin de yakıcı devresine girmiş oldu. Derken bir gün, bu acıya su serpecek bir mektup geldi, mektup Şems&#8217;ten gelmekteydi. Şam&#8217;da olduğu anlaşılan Şems&#8217;e bir mektup da Mevlana yazdı ve mektubu oğlu Sultan Veled&#8217;e vererek ona gönderdi. Uğurlarken de oğluna &#8220;Git onu çağır, kendisini incitenler çoktan pişman oldular, ben ise yokluğuna dayanamıyorum. Lütfetsin gelsin artık&#8221; diye söylemişti.</p>
<p>Sultan Veled mektubu yerine ulaştırdı ve Şems&#8217;i de alarak Konya&#8217;ya geri döndü. 8 Mayıs 1247 tarihinde Şems&#8217;in Konya&#8217;ya dönüşüyle Mevlana&#8217;nın hasret gözyaşları dinmiş ve yerini sevinç gözyaşlarına bırakmıştı. Acı dolu o ayrılık günleri artık geride kalmıştı fakat ne yazıktı ki bu kavuşma anı çok uzun sürmeyecekti. Çünkü Şems&#8217;e karşı kurulan kin ve nifak kazanları, yeniden kaynatılmaya başlanmıştı. (Bkz. Kabaklı, a.g.e., s. 43, 44)</p>
<p>Şemsin ikinci kayboluşu ise birincisinden çok daha muammalıdır. Onun sırrolması konusunda çok değişik rivayetler olmakla birlikte Şems&#8217;in nasıl kaybolduğu konusu halen gizemini sürdürmektedir. Sultan Veled&#8217;in İbtida Name&#8217;sinde ve Eflaki&#8217;nin Menakib&#8217;ül Arifin&#8217;de bu konudaki bazı rivayetlere yer verilmiştir.</p>
<p>Kaynaklar incelendiğinde bu esrarengiz kayboluşun kesin olmamakla birlikte şöyle gerçekleşmiş olabileceği düşünülmektedir: &#8220;Bir gece Mevlana ile otururken, dışarıdan biri onu çağırdı. Şems kendisini katle davet ettiklerini söyleyerek çıktı. Dışarıda pusu kurulmuştu. Bıçak üşürerek öldürmek istediler, lakin Şems bir nara atınca, içlerinde Mevlana&#8217;nın ortanca oğlu Alaaddin de bulunan o cemaat bihuş oldular; akılları başlarına geldiği zaman yerde birkaç damla kan gördüler. Ondan sonra bir daha Şems&#8217;in izi bulunamadı.&#8221; (Vakkasoğlu, a.g.e., s. 102)</p>
<p>Gölpınarlı ise olayı şöyle anlatır: &#8220;1247 yılı Aralık ayının beşinci Perşembe günü, İçlerinde Mevlana&#8217;nın oğlu Alaaddin&#8217;in de bulunduğu yedi kişi, Şems&#8217;e bir pusu kurdular; onu öldürüp cesedini battal bir kuyuya attılar. Sonradan bunu duyan Sultan Veled bir gece bazı dostlarıyla gidip cesedi kuyudan çıkardı.&#8221; (Gölpınarlı, a.g.e., s. 15)</p>
<p>&#8220;Mevlana Şemseddin&#8217;i inciten bu küçük oğlunu affedememişti. Küskünlük ve nefretinin ne kadar uzun sürüldüğüne bakılsın ki, Şems&#8217;in vefatından on beş yıl sonra 1262&#8242; de ölen Alaaddin&#8217;in cenazesinde bulunmamış, namazını da kılmamıştı. Eflaki; Ancak ölümünden bir hayli sonra oğlunun mezarı başına gittiğini, kireçle sıvanmış kabri üzerine &#8220;Yarabbi! Senden yalnız iyilik sahipleri kerem umarsa; / Mücrim olanlar kime dayansın, kime sığınsın?&#8221; diye Arapça bir beyit yazdığını ayrıca &#8216;Mana aleminde Şemseddin&#8217;i gördüm, Alaaddin ile barıştı onu bağışladı. O da rahmete kavuşanlar arasına girdi&#8217; dediğini nakletmektedir.&#8221; (Kabaklı, a.g.e., s. 36)</p>
<p>Mevlana ve Şems ikilisinin birbirine olan bağlılıkları o dereceye ulaşmıştır ki, Şems&#8217;in vefatından sonra yaşanan şu olay bunu en güzel şekilde ortaya koyar: &#8220;Bir gün Mevlana&#8217;ya birisi &#8216;Şems&#8217;i gördüm&#8217; diye haber verir. Bu haberden sonra Mevlana üstünde bulunan feraceyi ona bağışlar. Hizmetinde bulunan kimseler bu şahsın yalan söylediğini, böyle bir şeyin olmasının imkânsızlığını her ne kadar belirtirlerse de Hazreti Mevlana &#8216;Bu Feraceyi onun söylemiş olduğu yalana bağışlıyorum. Şayet dosttan doğru bir haber getirmiş olsaydı canımı bile verirdim&#8217; diye mukabelede bulunur.&#8221; (Alkan, a.g.e., s. 24)</p>
<p>Şems&#8217;in bu hazin kayboluşu sadece Mevlana&#8217;yı hüzünlere gark etmemiş, asırlar sonrasında yaşayan sevenlerinin de içlerinin oyulmasına neden olmuştu. Bu esrarengiz veliyi hiç görmedikleri halde seven birçok insanı da acı ile karışık bir düşünme evresine sevk etmişti. Neticede sırroluşunun mahiyeti her ne olursa olsun, onu Mevlana ile buluşturan da, ondan ayıran ve muammalı bir şekilde kaybolmasına sebep olan da kader ipini elinde tutan Cenab-ı Mevla&#8217;ydı. Bu hikâye burada bitmeyecek, bu ayrılık böyle yarım kalmayacaktır. Belki de bambaşka bir ortamda, bambaşka bir şekilde neşeli bir kavuşma ile nihayetlenecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2010/06/06/sems-mevlana-bulusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlana</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2010/06/06/mevlana/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2010/06/06/mevlana/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 08:07:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[Sana hayatındaki sorunlar, şüpheler veya korkularınla ilgili çözümler sunamam.
Ama seni dinleyebilirim ve beraber cevapları araştırabiliriz.

Geçmişini, acılarını ve hayal kırıklıklarını değiştiremem, ne de gelecekte olacakları.
Ama yardım etmek için yanında olabilirim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-148" title="mevlana" src="http://www.tunahan.net/wp-content/uploads/2010/06/mevlana-223x300.png" alt="mevlana" width="223" height="300" />Sana hayatındaki sorunlar, şüpheler veya korkularınla ilgili çözümler sunamam.<br />
Ama seni dinleyebilirim ve beraber cevapları araştırabiliriz.</p>
<p>Geçmişini, acılarını ve hayal kırıklıklarını değiştiremem, ne de gelecekte olacakları.<br />
Ama yardım etmek için yanında olabilirim.</p>
<p>Ayağının kaymasını engelleyemem.<br />
Ama düşmemen ve tutunman için sana elimi uzatabilirim.</p>
<p>Eğlencelerin, zaferlerin, başarıların ve Mutluluğun benim değil.<br />
Ama bunları neşe içinde seninle paylaşabilirim.</p>
<p>Hayatta yapman için aldığın kararlar benim değil, yargılarında.<br />
Ama sana destek olabilir, cesaret verebilir ve istediğinde yardım edebilirim.</p>
<p>Yollarımızın, değerlerimizin, ikimizin ayrı düşmesini Engelleyemem.<br />
Ama senin için dua edebilir, seninle konuşabilir ve tartışabilirim.</p>
<p>Kalbinin kırılmasını ve acı çekmeni önleyemem.<br />
Ama seninle birlikte ağlayabilir, kırık parçaları toplamak ve yerine koymak için yardım edebilirim.</p>
<p>Sana kim olduğunu söyleyemem.<br />
Ama senin kardeşin ve DOSTun olabilirim..</p>
<p><strong>Mevlana</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2010/06/06/mevlana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Kapasitesinin % Kaçını Kullanıyoruz?</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2010/01/27/beyin-kapasitesinin-kacini-kullaniyoruz/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2010/01/27/beyin-kapasitesinin-kacini-kullaniyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 15:45:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[%]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[kaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kapasite]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[nöron]]></category>
		<category><![CDATA[Tubitak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[Beynimiz yaklaşık 10-12 milyar arası nöron (sinir hücresi) içerir. Ancak bilindiği üzere beynimizin çok düşük bir yüzdesini kullanırız. Bunun nedeni aslında sinir hücrelerinin (yani bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini yitirmiş olmalarıdır. Eğer sini hücresine sentrozom ya da sentrozomun görevini görebilecek enzim nakledilirse kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini kazanabilirler mi? Eğer bu mümkünse, beynimizin daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; margin: 0px;"><span style="font-family: 'Times New Roman', Times, serif; font-size: medium; font-style: normal;">Beynimiz yaklaşık 10-12 milyar arası nöron (sinir hücresi) içerir. Ancak bilindiği üzere beynimizin çok düşük bir yüzdesini kullanırız. Bunun nedeni aslında sinir hücrelerinin (yani bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini yitirmiş olmalarıdır. Eğer sini hücresine sentrozom ya da sentrozomun görevini görebilecek enzim nakledilirse kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini kazanabilirler mi? Eğer bu mümkünse, beynimizin daha fazla bölümünü kullanabilir miyiz? (Cansın Kalın)</span><br />
<span id="more-152"> </span></p>
<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; margin: 0px;"><span style="font-family: 'Times New Roman', Times, serif; font-size: medium; font-style: normal;"><br />
</span></p>
<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; text-decoration: none; margin: 0px;"><em>Beynimizin Yalnızca % 10’unu Kullandığımız Söylencesi</em><br />
Öncelikle sorunuzun başında belirttiğiniz varsayıma göz atalım isterseniz: “Beynimizin çok düşük bir yüzdesini kullanırız.” Yaklaşık bir asır önce ortaya atılan bu iddianın kaynağı bazı bilim insanlarının söylem ve bulgularının yanlış yorumlanıp çarpıtılmasına dayanıyor. Bugün, sinir bilim ve beyin görüntüleme tekniklerindeki gelişmeler öyle gösteriyor ki, beynimizdeki tüm sinirler çeşitli eylemler sırasında aktive oluyor. Daha açık bir deyişle, kullanmadığımız herhangi bir sinir ağı bulunmuyor. Konuyla ilgili bir başka yaklaşımsa sinir hücrelerinin herhangi bir uyarıcı almadıklarında dejenere olarak işlevselliklerini kaybediyor olma özellikleri. Örneğin, görsel sistem. Gelişmenin erken dönemlerinde göz sinirleri yeterli uyarıcıya maruz bırakılmadıklarında görme yetisi kayboluyor. Benzer şekilde, eğer ki beynimizde kullanılmayan sinir ağları bulunsaydı, işlevselliklerini kaybetmiş olmalarını beklememiz gerekirdi. Fizyolojik kanıtlar bir yana, iddia evrimle de uyuşmuyor. Aktif olmayan, hayatta kalma mücadelemize katılmayan sinir ağları içeren büyük bir beyin evrimsel gelişimle de bağdaşmıyor.</p>
<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; margin: 0px;"><strong style="color: #000000; font-size: 12px; line-height: 1px;">ANCAK</strong></p>
<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; margin: 0px;">Olgun haldeki sinir hücrelerinin (yani bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini yitirmiş olmaları gibi bir durum söz konusu. Bu nedenle de, herhangi bir darbe ya da yaşlanma sonucu kaybedilen sinirler beyin kapasitesini doğal olarak olumsuz yönde etkiliyor.</p>
<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; margin: 0px;"><em>Beyindeki Sinir Hücreleri Gerçekten de Kendilerini Yenileme Yetisinden Yoksun mu?</em><br />
Beyindeki sinir hücrelerinin kendilerini yenileyebilme yetisinden yoksun olduklarını gösteren çalışmaların öncüsü 1960’larda yaptığı çalışmalarla ismini duyuran bir sinir bilimci: Dr. Pasko Rakic. Nitekim felç ya da diğer beyin zedelenmelerinde hastaların kaybettikleri konuşma ve yürüme gibi yetileri daha sonradan tekrar edinememeleri de bu bulguları destekler nitelikte. Ancak başlangıcı 1965 yılında sıçanlar üzerinde yapılan deneylere dayanan ve son yıllarda hız kazanan bir takım çalışmalar, beyindeki bazı bölgelerde sinir hücrelerinin yenilenebildiğini gösteriyor. Özellikle de belleksel işlevleri olan hippokampüs bölgesi ile makaklar üzerinde çalışılan üst düzey bilişsel işlemlerden sorumlu ve evrimsel gelişimde son sırada yer alan düşünme, koklama ve duyma ile ilişkili korteks bölgelerinin kök hücreler sayesinde sinirsel yönden yenilenebildikleri bulgular arasında. Ancak bilim insanları, bu çalışma sonuçlarının Alzheimer ya da Parkinson gibi sinir hücreleri kaybı içeren bir takım hastalıkların tedavisinde kullanılabilmesi için klinik ve uygulamaya yönelik daha çok çalışma yapılması gerektiğini söylüyorlar.</p>
<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; margin: 0px;"><em>Gelelim Sentrozomlarla Sinir Hücreleri Arasındaki İlişkiye…</em><br />
Sinir hücresinin başka bir hücre üretme olasılığının kalmadığı gelişim aşamasında sentrozoma rastlanmıyor. Her ne kadar bazı araştırmacılar, yaralanmaların olduğu birtakım yetişkin beyni bölgelerinde sentrozoma rastlamış olduklarını rapor etmişlerse de sonraki araştırmalar bu bulguları pek de kanıtlar nitelikte değil. Sinir hücreleri, gelişim dönemleri içerisinde özelleştikçe, çoğalma yetilerini de kaybediyorlar. Bölünme yetisinin yitiminin, meydana gelebilecek bölünmelerin, mevcut sinaps ağlarının da bozulmasına yol açabileceğinden evrilmiş olabileceği düşünülüyor.</p>
<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; margin: 0px;"><em>Sinir Hücrelerinde Sentrozom Görevi Görebilecek Bir Yapı Oluşturulursa, Kendilerini Yenileyebilme Özelliğini Edinebilirler mi?</em><br />
Eğer ki sinir hücrelerine böyle bir müdahalede bulunacak olursak, tekrar bölünebilme özelliği kazanacaklardır. Ancak uzmanlar, bu yöntemin tıp uygulamalarında niçin kullanılamayacağına dair iki önemli noktaya işaret ediyorlar:<br />
1.) Eğer ki, sentrozom yapısını kaybetmiş bir hücrede bu yapıyı tekrar oluşturursak, hücre kontrolsüzce çoğalmaya başlıyor. Tıpkı kanser hücreleri gibi. Bu nedenle de bu uygulama, tümör oluşumlarına yol açıyor.<br />
2.) Eğer ki, sentrozom yapısı yalnızca embriyonal dönemde korunan hücrelerde (örneğin, sinir hücreleri) bu yapı müdahale ile sürekli hale getirilirse, hücreler özelleşme durumu göstermiyorlar. Çünkü hücrelerdeki özelleşme, sentrozom yapısının kaybından sonra gerçekleşiyor.</p>
<p style="padding-top: 0.5em; padding-right: 0px; padding-bottom: 0.8em; padding-left: 0px; color: #000000; font-size: 14px; line-height: 20px; margin: 0px;"><span style="text-decoration: underline;">Kaynak : Tübitak &#8211; İnci Ayhan</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2010/01/27/beyin-kapasitesinin-kacini-kullaniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Programlı Hayat</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2010/01/27/programli-hayat/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2010/01/27/programli-hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 15:42:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[programlamak]]></category>
		<category><![CDATA[programlı]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Düzenli bir hayat sürdürebilmek,için hayatı programlamamız gerektiğini düşünüyorum.Hayat denilen bu büyük sınavdan iyi not alabilmek için,istediklerimizi yapabilmek için hayatımızı programlamalı ve hayattan ne beklediğimizi bilmeliyiz.Mutlu olabilmek için yaşadığımızı biliyoruz,fakat bu bizim için yeterli değildir.İnsan mutlu olmak için yaşadığını bilmenin dışında,mutlu olabilmek için neler yapması gerektiğinide bilmelidir. Düzenli olarak çalışmalı,spor yapmalı,oyun oynamalı ve başka aktivitelerde bulunmalıdır.
İnsan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düzenli bir hayat sürdürebilmek,için hayatı programlamamız gerektiğini düşünüyorum.Hayat denilen bu büyük sınavdan iyi not alabilmek için,istediklerimizi yapabilmek için hayatımızı programlamalı ve hayattan ne beklediğimizi bilmeliyiz.Mutlu olabilmek için yaşadığımızı biliyoruz,fakat bu bizim için yeterli değildir.İnsan mutlu olmak için yaşadığını bilmenin dışında,mutlu olabilmek için neler yapması gerektiğinide bilmelidir. Düzenli olarak çalışmalı,spor yapmalı,oyun oynamalı ve başka aktivitelerde bulunmalıdır.<br />
İnsan soyut-somut herşeyi sevmelidir.Çünkü sevmek inanmaktır,çünkü sevmek yaşamaktır….<br />
Her insan kendisine ilk önce ”Hayat Felsefem Nedir’’sorusunu sormalı,ve bu sorunun cevabını verdikten sonra bu felsefeyi uygulamaya çalışmalıdır.<br />
Kimileri okuyup bir öğretmen ya da bir mühendis olmayı seçmiştir,kimileri de okumayı bırakıp beceri ve deneyim gerektiren meslekleri seçmiştir.İşte bu mesleklerin seçimi yapılırken,<br />
insan kendine bir program oluşturmalı,çalışması gerektiğini hatırlamalı ve onu çalışmaktan alıkoyacak faktörlere karşı bir duruş sergilemelidir.Konunun özü şu ki ;<br />
İnsan haftanın bir gününde belirli bir saatte çalışmayı planlamışsa (ya da tv izlemeyi), o programa göre hareket etmelidir.İşte bu insan’a herzaman kazanç sağlayacak bir faktördür.<br />
Plansızlık dikkatsizliğe,motivasyon kazanamamaya yol açacaktır.<br />
Ayrıca burada değinilmesi gereken diğer bir konuda ”zaman kavramıdır”.Asıl planması gerekende<br />
zamandır.Tüm olaylar zaman içinde gerçekleşir.Belirli saatler arasında uyumalı ve belirli saatler arasında planlar yapılmalıdır.Konuya bilimsel olarak bakıcak olursak;<br />
Fizyologların önerilerine göre sabah saatleri çalışma saatleri için en uygun saatlerdir. Öğle vakti ise insan beynini dinlendirmelidir.Araştırmalar beyin dinlendirildikten sonra(uykudan<br />
sonra),güne yeni başlamış gibi bir durumun oluşacağını ortaya çıkarmıştır. Yazımı şu özlü sözlerle noktalamak istiyorum;<br />
Bir işte başarılı olmak için yapılacak ilk iş, hedef belirlemek; ikinci iş ise, belirlenen hedefe yönelik bir plan yapmaktır.<br />
Elden çıkınca kazanılmayan tek sermeye zamandır. Zaman iyi planlama ile genişler, içine o kadar şey sığar ki… İsraf edilince de olanca hızıyla akıp gider.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2010/01/27/programli-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakılacak Mektuplar 24 &#8211; Mehmet TAŞ</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2009/12/26/yakilacak-mektuplar-24-mehmet-tas/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2009/12/26/yakilacak-mektuplar-24-mehmet-tas/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 20:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[bulduğum]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba]]></category>
		<category><![CDATA[Taş]]></category>
		<category><![CDATA[Varlığında]]></category>
		<category><![CDATA[Yakılacak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=121</guid>
		<description><![CDATA[Yakılacak Mektuplar 24
Varlığında can bulduğum merhaba. Yine can çekişiyor aydınlıklar. Gece devralmaya başladı nöbetini. İnce bir sızı gibi girdi sensizlik her gece biraz daha yabancılaşan odama. Duvarlara anlattığım öykülerde hep sen oluyorsun. Sen oluyorsun rüyalarımda yalnızlığımı paylaşan. Yıldızlara okuduğum şiirler birer birer göktaşı olup dökülmeye başladılar. Belli ki çekemez oldu gökyüzü hasretin bunca ağırlığını. Susuzluğumdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yakılacak Mektuplar 24</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Varlığında can bulduğum merhaba. Yine can çekişiyor aydınlıklar. Gece devralmaya başladı nöbetini. İnce bir sızı gibi girdi sensizlik her gece biraz daha yabancılaşan odama. Duvarlara anlattığım öykülerde hep sen oluyorsun. Sen oluyorsun rüyalarımda yalnızlığımı paylaşan. Yıldızlara okuduğum şiirler birer birer göktaşı olup dökülmeye başladılar. Belli ki çekemez oldu gökyüzü hasretin bunca ağırlığını. Susuzluğumdan gayrı sıkıntım yok şimdilerde. Susuzluğumsa hepten senden yana.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Sayılı günler tez geçer diyorlar ya, yalanmış teselliye varan bu sözler. Geçmiyor, geçmiyor takvimlerin hoyratlığı</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Sensizlik tez geçsin diye dilekler diliyorum. Mum yakmak bana göre değil biliyorsun. Ondandır yatırlara gitmeyişim. Ağaçlara çaput bağlayıp, gözyaşımı kristal şişelerde saklamayışım ondan.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Dertler paylaşıldıkça azalırmış. Paylaşmak istemeyişim senden gelen dertlere aşina oluşumdandır.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yine paylaşıldı varlığı alemin. Tapu kayıtlarına düşmedi adımız. Tamı tamına hasretin kaldı bana. Bir sen, bir ben, bir de senden kalan ince bir sızı…</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Var olasın ey sevgili.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Mehmet Taş</div>
<p>Yakılacak Mektuplar 24</p>
<p>Varlığında can bulduğum merhaba. Yine can çekişiyor aydınlıklar. Gece devralmaya başladı nöbetini. İnce bir sızı gibi girdi sensizlik her gece biraz daha yabancılaşan odama. Duvarlara anlattığım öykülerde hep sen oluyorsun. Sen oluyorsun rüyalarımda yalnızlığımı paylaşan. Yıldızlara okuduğum şiirler birer birer göktaşı olup dökülmeye başladılar. Belli ki çekemez oldu gökyüzü hasretin bunca ağırlığını. Susuzluğumdan gayrı sıkıntım yok şimdilerde. Susuzluğumsa hepten senden yana.</p>
<p>Sayılı günler tez geçer diyorlar ya, yalanmış teselliye varan bu sözler. Geçmiyor, geçmiyor takvimlerin hoyratlığı</p>
<p>Sensizlik tez geçsin diye dilekler diliyorum. Mum yakmak bana göre değil biliyorsun. Ondandır yatırlara gitmeyişim. Ağaçlara çaput bağlayıp, gözyaşımı kristal şişelerde saklamayışım ondan.</p>
<p>Dertler paylaşıldıkça azalırmış. Paylaşmak istemeyişim senden gelen dertlere aşina oluşumdandır.</p>
<p>Yine paylaşıldı varlığı alemin. Tapu kayıtlarına düşmedi adımız. Tamı tamına hasretin kaldı bana. Bir sen, bir ben, bir de senden kalan ince bir sızı…</p>
<p>Var olasın ey sevgili.</p>
<p><strong>Mehmet Taş</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2009/12/26/yakilacak-mektuplar-24-mehmet-tas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakılacak Mektuplar 31 &#8211; Mehmet TAŞ</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2009/12/26/yakilacak-mektuplar-31-mehmet-tas/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2009/12/26/yakilacak-mektuplar-31-mehmet-tas/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 19:49:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Metuplar]]></category>
		<category><![CDATA[Taş]]></category>
		<category><![CDATA[Yakılacak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Yakılacak Metuplar 31
Bıktım sabahı olmayan gecelerin soğuk yüzünü seyretmekten. Bıktım, boş duvarların arsız sırıtışlarından, kaş çatışlarından. Umut ekmekten, hüzün biçmekten bıktım.
Gidişin soğuk bir kış gecesiydi. Buz kesilmişti kaldırımlar, buz kesilmişti bedenim. O zaman biliyordum dönmeyeceğini. O zaman biliyordum bütün yolların çıkmaza uzandığını. Ama bir umut, kücüçük de olsa bir umut kalsın içimde istemiştim. Kaldı mı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yakılacak Metuplar 31</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Bıktım sabahı olmayan gecelerin soğuk yüzünü seyretmekten. Bıktım, boş duvarların arsız sırıtışlarından, kaş çatışlarından. Umut ekmekten, hüzün biçmekten bıktım.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Gidişin soğuk bir kış gecesiydi. Buz kesilmişti kaldırımlar, buz kesilmişti bedenim. O zaman biliyordum dönmeyeceğini. O zaman biliyordum bütün yolların çıkmaza uzandığını. Ama bir umut, kücüçük de olsa bir umut kalsın içimde istemiştim. Kaldı mı sence.?</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Bir haber yollayacaktın, bir selam, bir mektup, ya da geri döneceğin umudu saklayan bir işaret. Hani nerede?</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Zaman, çok acımasız. Her derde ilaç derlerdi de inanırdım. Zaman ilaç değilmiş derdime. Bir yok oluşun, kahroluşun takvimlerdeki yansımasıymış zaman.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Uzun gecelerde sana şiirler yazardım. Kelimelere hece hece sevda yükler de yıldızların ürkek titreyişlerinde sana yollardım. Şimdi ne şiir yazıyorum, ne de yıldızları seyrediyorum. Yok artık kelimelerin eski gücü, yok yıldızların ürkek titreyişi. Yok, yok, yok. Sen yoksun ya, yaşamak için sebep yok.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Gittin. Bir koyu yalnızlığa mahkûm ettin beni.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Gittin, sıyrıldım dünya nimetlerinden. Bir berduş, bir ayyaş, bir dilenciyim şimdi sevda şehrinin soğuk kaldırımlarında.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Üşüyorum canparem,</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yalnızım canparem</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Korkuyorum canparem.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Sen gelmesen de bir selam, bir mektup, bir haber de mi yollayamazsın.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ölüyorum canparem.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Mehmet Taş</div>
<p>Yakılacak Metuplar 31</p>
<p>Bıktım sabahı olmayan gecelerin soğuk yüzünü seyretmekten. Bıktım, boş duvarların arsız sırıtışlarından, kaş çatışlarından. Umut ekmekten, hüzün biçmekten bıktım.</p>
<p>Gidişin soğuk bir kış gecesiydi. Buz kesilmişti kaldırımlar, buz kesilmişti bedenim. O zaman biliyordum dönmeyeceğini. O zaman biliyordum bütün yolların çıkmaza uzandığını. Ama bir umut, kücüçük de olsa bir umut kalsın içimde istemiştim. Kaldı mı sence.?</p>
<p>Bir haber yollayacaktın, bir selam, bir mektup, ya da geri döneceğin umudu saklayan bir işaret. Hani nerede?</p>
<p>Zaman, çok acımasız. Her derde ilaç derlerdi de inanırdım. Zaman ilaç değilmiş derdime. Bir yok oluşun, kahroluşun takvimlerdeki yansımasıymış zaman.</p>
<p>Uzun gecelerde sana şiirler yazardım. Kelimelere hece hece sevda yükler de yıldızların ürkek titreyişlerinde sana yollardım. Şimdi ne şiir yazıyorum, ne de yıldızları seyrediyorum. Yok artık kelimelerin eski gücü, yok yıldızların ürkek titreyişi. Yok, yok, yok. Sen yoksun ya, yaşamak için sebep yok.</p>
<p>Gittin. Bir koyu yalnızlığa mahkûm ettin beni.</p>
<p>Gittin, sıyrıldım dünya nimetlerinden. Bir berduş, bir ayyaş, bir dilenciyim şimdi sevda şehrinin soğuk kaldırımlarında.</p>
<p>Üşüyorum canparem,</p>
<p>Yalnızım canparem</p>
<p>Korkuyorum canparem.</p>
<p>Sen gelmesen de bir selam, bir mektup, bir haber de mi yollayamazsın.</p>
<p>Ölüyorum canparem.</p>
<p><strong>Mehmet Taş</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2009/12/26/yakilacak-mektuplar-31-mehmet-tas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elif Şafak &#8211; AŞK</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2009/12/25/elif-safak-ask/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2009/12/25/elif-safak-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 20:41:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[aşık]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[elif]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[şafak]]></category>
		<category><![CDATA[şems]]></category>
		<category><![CDATA[sufi]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır herkeslerin dilinde olan bu kitabı “Aşk – Elif Şafak” tedarik etmek için bir alışveriş merkezine doğru yol aldım. Güzel bir gezintiden sonra üst katlarda bulunan kitapçı dükkânına girdim. Şöyle enine boyuna bir kolaçan ettim rafları, pembe kapağıyla bana
-“Buradayım”
der gibiydi adeta. Bana ait şeylerle böyle içsel  dostluk kurar onlara lisanımızı öğretir, sohbet ederim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır herkeslerin dilinde olan bu kitabı “Aşk – Elif Şafak” tedarik etmek için bir alışveriş merkezine doğru yol aldım. Güzel bir gezintiden sonra üst katlarda bulunan kitapçı dükkânına girdim. Şöyle enine boyuna bir kolaçan ettim rafları, pembe kapağıyla bana<br />
-“Buradayım”<br />
der gibiydi adeta. Bana ait şeylerle böyle içsel  dostluk kurar onlara lisanımızı öğretir, sohbet ederim. Oysa henüz daha onu almadan, üstüne üstlük hem de benim dilimde<br />
-“Buradayım”<br />
diyordu. Hemen elime alıp gülümsedim, dokunup sevdim ve kasaya yöneldim.<br />
- “Poşet verelim!”<br />
dediler. Yok ama ben onu elimde taşımak istiyordum.<br />
- “Gerek yok…”<br />
Dedim, nazik bir halle ödemeyi yapıp çıktım. Sanki bir çocuğa koskocaman bir şeker alınmış gibi bir sevinç vardı içimde. Mesnevi kitapları, Tasavvuf kitapları okumuştum daha öncesinde ama bir şey bana<br />
- “Bak bu farklı”<br />
der gibiydi.Hızla eve varıp kitabı alıp yatağa zıpladım ilk sayfayı okudum ve bir an durakladım. Daha önce okuduğum bir içerik vardı sanki… Oysa bu kitabı elime dahi almadığıma emindim. Şöyle bir düşündüm:<br />
- “Acaba internetten, bir yerlerden içeriği gözüme mi ilişmişti?”<br />
Sayfalarda ilerledikçe sonraki satırlarda da neler olacağını önceden kestiriyor gibiydim. Oysaki internetten bir şeyler okumuş olsam bile bu kadarına haiz olmam imkansız olurdu. E peki ben bir sonraki satırda neler olacağını nasıl biliyordum? Kitabı kapattım ve kapağına bakarak<br />
- “Beni özümle buluşturmaya mı karar verdin“<br />
dedim. Sonra baş ucuma bıraktım. Saate baktım, epey geç olmuştu uyumam gerekiyordu… Oysa içimden bir ses sürekli<br />
- “Kitabı al ve oku… Durma hadi devam et”<br />
diyordu…  Hızla okuyor karakterleri çok yakından tanıyormuş gibi bir hisse kapılıyordum. Kitapta adı Ella olan bir editör asistanı vardı ve Aziz Zahara adındaki yazarın yolladığı kitabı okuyacak, editöre rapor edecekti. Bu bilgiler doğrultusunda yazı yayına girecek ya da değerlendirilecekti. Aziz Zahara’nın yolladığı Aşk Şeriatı kitabında Mevlana Celaleddin Rumi ve Tebrizli Şemsi anlatıyordu. Ah Şems… Âşıkların piri Şems, can Şems, dost Şems…</p>
<p>Aynı kitapta bir Bağdat, bir Semerkand, bir Boston geziniyordum. Farklı karakterlerin dillerinden yazılar dinliyordum. Şems’in kırk kuralı, gönlü geniş ve ruhu gezgin sufi meşreplilerin kırk kuralı, kırk hakikati ve insana aşkın bile bile yanmak olduğunu, aşkın ilahi, insani ya da başka bir şey için değil başlı başına bir dünya oluşundan bahsedişini&#8230; Etkilenmemek elde değildi.<br />
- ”Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.”<br />
Diyordu Şems. Birçok fikrim vardı aşkla ilgili ama hep en üzücü olanı, aşkın acı verdiğini düşünürdüm. Bu yönden kitap bakış açımı oldukça değiştirdi. Şems’in ucunda ölüm olduğunu bilerek Konya’ya gelmesi, Ella’nın her şeyi bırakıp Amerika’dan ayrılıp aşk uğruna bilmediği bir memlekete gitmesi üstelik âşık olduğu adamın az ömrü kaldığını bildiği halde yinede her şeyden vazgeçmesi. Etkilenmemek elde değildi.<br />
- “Tasavvuf seni senden alır, seni sana sensiz verir”<br />
Beni benden aldılar… Kitap arşivlik bitirip yeniden aynı heyecanla okunacak kadar başarılı. Bende özü yakalamama sebep oldu, kendimi keşfettim ve aşktan kaçmak yerine aşkı aramaya karar verdim.<br />
<strong> Âşıkların şeriatı da Allah&#8217;tır, mezhebi de…</strong></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.renklidergi.com/kultur-sanat/kitap/Elif-Safak-Ask">http://www.renklidergi.com/kultur-sanat/kitap/Elif-Safak-Ask</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2009/12/25/elif-safak-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne Garip Duygudur Özlem</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2009/12/25/ne-garip-duygudur-ozlem/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2009/12/25/ne-garip-duygudur-ozlem/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 20:20:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[beklemek]]></category>
		<category><![CDATA[beklerken]]></category>
		<category><![CDATA[hasret]]></category>
		<category><![CDATA[özlem]]></category>
		<category><![CDATA[sevda]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[yar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=112</guid>
		<description><![CDATA[Eğer kavuşamamak varsa ucunda yakıcı bir ateştir özlem. Kıvranırsın, iki büklüm olursun, zifiri karanlıkta yolunu kaybetmiş bir yolcu gibi dolanırsın.Günler akar. Yemek yersin, şakalaşırsın, uyursun, uyanırsın.. O hep damarlarında gezen, bir türlü kurtulamadığın bir kor parçası gibidir.El ayak çekilince ana rahmindeki bir bebek gibi kıvrılır yatarsın. Artık sadece içinde yüzdüğün özlem denizi ve sen varsındır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; font-size: 10pt; padding: 0px; margin: 0px;"><span style="color: #000000;">Eğer kavuşamamak varsa ucunda yakıcı bir ateştir özlem. Kıvranırsın, iki büklüm olursun, zifiri karanlıkta yolunu kaybetmiş bir yolcu gibi dolanırsın.<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />Günler akar. Yemek yersin, şakalaşırsın, uyursun, uyanırsın.. O hep damarlarında gezen, bir türlü kurtulamadığın bir kor parçası gibidir.<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />El ayak çekilince ana rahmindeki bir bebek gibi kıvrılır yatarsın. Artık sadece içinde yüzdüğün özlem denizi ve sen varsındır. Sanki damarlarındaki ateş dışarıya çıkmış seni çepeçevre sarmış ve sen en korunmasız halinle en korunaklı yerde özlemin ateşten denizinde yüzersin. <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />Eğer kavuşamamak varsa ucunda, sevdiği çiçekleri koklarsın, sevdiği şarkıları dinlersin. <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />Hele bir de dönülemeyecek bir yerdeyse&#8230; İşte o zaman sen ateş olursun.okluğunu, gidişini, hayatından sanki hiç yaşamamış gibi çıkıp gidişini kabullenemezsin. Zifiri karanlıklarda yol alırsın kim bilir ne zamana kadar. En çok canının yandığı an aslında yeni bir yolu adımlamaya başladığını anladığın andır. Unutmaya başlarsın. Yüzünü, ellerini, dokunuşunu, gülüşünü yavaş yavaş kaybettiğini anlarsın. Karanlıkta uzaklaşan bir gölge gibi ardından bakarken aslında tan yerinin de ağardığını fark etmezsin bile.<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />Eğer birazcık umut varsa içinde özlemin, işte o zaman içindeki kor sevda ateşine döner. Canın yine yanar ama her kavuşmada yüreğinde güller açar.<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />Kavuşursun. İçindeki ırmak taşar sel olur, çağlayan olur uçurumlardan akarsın. Azcık uzaklaşsa azgın bir deniz gibi kabarır öfkesi özlemin. Olmadık davranışından olmadık anlamlar çıkarırsın. Kimse sakinleştiremez seni, yanarsın kül olursun. Ne sevda sözleri dindirir acını ne dost sesler&#8230;<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" /></span></span><span style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; font-size: 10pt; padding: 0px; margin: 0px;"><span style="color: #000000;"> Birbirinizin hiç bir şeyi iken aslında birbirinizin her şeyi olmuşsunuzdur artık. Ne kadar mı sürer? Kim bilebilir ki.<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" /></span></span><a style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; text-decoration: underline; color: #93b609; padding: 0px; margin: 0px;" title="beklemek" href="http://caponiko.deviantart.com/art/beklerken-69448690" target="_blank"><img style="margin-top: 0px; margin-right: 10px; margin-bottom: 5px; margin-left: 10px; outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; border: 0px initial initial;" src="http://www.renklidergi.com/upload/p47e0d96200cb39.36530349.jpg" alt="beklemek" width="250" height="377" align="right" /></a><span style="color: #000000;"><br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" /></span><span style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; font-size: 10pt; padding: 0px; margin: 0px;"><span style="color: #000000;">“Gözlerine bakıyorum <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />hangi uzaklara gittiler <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />sen bana akan aşk damlası <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />bitti diyorsun <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />dikenli teller düşsün araya<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />…<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />İçimi çekince <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />yangın başladı her bir hücrede <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />anımsadım bir geçmişim vardı benim <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />anımsadım bir dünya içindeyim <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />gecede çırılçıplak bir iç sızısı <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />…<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />Aşk bir kurgudur <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />öyle diyecekler <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />herkes konuşabilir ve bu herkesin başında <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />oysa ne garip <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />tattığım zehirle yalnız ölüyorum <br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />ve benzersiz bir çiçek soluyor yanı başımda” *<br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; padding: 0px; margin: 0px;" />* Neşe Yaşın / Aşk Sarkacı</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2009/12/25/ne-garip-duygudur-ozlem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merhaba</title>
		<link>http://www.tunahan.net/2009/12/10/merhaba/</link>
		<comments>http://www.tunahan.net/2009/12/10/merhaba/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 23:52:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söz Konusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tunahan.net/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba Arkadaşlar.
Uzun zamandır düşünüpte bi türlü yapmadığım, hatta yapmamakta ayak dirediğim bir şeyi şu andan itibaren yapmaya başlamış bulunuyorum. Evet, artık web sayfamı faal hale getiriyorum. Buradan düşündüklerimi, beğendiklerimi ve yaptığım şeyleri paylaşacağım. Bu insanlık için belki küçük bir adım ama ben yinede atıyorum bu adımı&#8230;
Bilgenin de dediği gibi;  &#8221;Her uzun yol bir adımla başlar&#8230;&#8221;
Görüşmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Arkadaşlar.</p>
<p>Uzun zamandır düşünüpte bi türlü yapmadığım, hatta yapmamakta ayak dirediğim bir şeyi şu andan itibaren yapmaya başlamış bulunuyorum. Evet, artık web sayfamı faal hale getiriyorum. Buradan düşündüklerimi, beğendiklerimi ve yaptığım şeyleri paylaşacağım. Bu insanlık için belki küçük bir adım ama ben yinede atıyorum bu adımı&#8230;</p>
<p>Bilgenin de dediği gibi;  &#8221;Her uzun yol bir adımla başlar&#8230;&#8221;</p>
<p>Görüşmek üzere <img src='http://www.tunahan.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tunahan.net/2009/12/10/merhaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
